“Kiloluyum ama tahlillerim normal, bu da sağlıklı olduğumu gösterir” düşüncesi uzun süredir tartışma konusu olmaya devam ediyor. Ancak yeni bir araştırma, bu rahatlatıcı gibi görünen tablonun gerçeği tam olarak yansıtmayabileceğini ortaya koydu. Bulgulara göre obez bireylerde tansiyon, diyabet ya da kolesterol gibi klasik uyarı belirtileri henüz görülmese bile; kalp, karaciğer ve böbrek hastalığı riski, sağlıklı kilodaki bireylere kıyasla yine de belirgin şekilde yüksek olabiliyor.

Uzmanların ulaştığı sonuç oldukça net: Fazla vücut yağı, tek başına bile uzun vadede ciddi sağlık sorunlarını tetikleyebiliyor. Bu nedenle “şişman ama sağlıklı” düşüncesi, sanıldığı kadar masum bir yaklaşım olarak değerlendirilmiyor.

Risk hâlâ yüksek seviyede

Araştırmada 157 binden fazla kişinin verileri incelendi. Katılımcılar hem beden kitle indekslerine hem de metabolik durumlarına göre sınıflandırıldı. Bu sayede fazla kilolu ya da obez olup tansiyon, diyabet ve kolesterol sorunu bulunmayan kişiler ile sağlıklı kilodaki bireyler karşılaştırmalı olarak değerlendirildi.

Sonuçlar oldukça dikkat çekiciydi. Obez olup metabolik açıdan sağlıklı görünen erkeklerde kalp hastalığı ve kalp yetersizliği riski belirgin şekilde arttı. Yağlı karaciğer riski ise çok daha keskin bir yükseliş gösterdi. Benzer bir tablo kadınlarda da gözlemlendi. Üstelik metabolik sorunlar da devreye girdiğinde riskin katlanarak büyüdüğü görüldü.

Bu durum, şu gerçeği ortaya koyuyor: Bugün kan değerlerinin normal olması, fazla kilonun vücuda zarar vermediği anlamına gelmiyor. Sorun bazı durumlarda sessiz şekilde ilerlerken, etkileri ise yıllar sonra ortaya çıkabiliyor.

Türkiye’de durum parlak değil

Bu tabloyu yalnızca İngiltere’ye özgü bir sorun olarak değerlendirmek doğru olmaz. Türkiye’de de fazla kilo ve obezite, uzun süredir büyüyen bir halk sağlığı sorunu haline gelmiş durumda.

Resmi verilere göre yetişkin nüfusta normal kiloda olanların oranı artık azınlıkta kalırken, fazla kilolu ve obez grubun toplamı nüfusun yarısını aşmış durumda.

Daha çarpıcı olan ise yıllara yayılan değişim. 1990’ların başında Türkiye’de sağlıklı kilo aralığında bulunan yetişkinlerin oranı bugüne kıyasla çok daha yüksekti.

Son 30 yıl içinde bu oran istikrarlı şekilde azalırken, fazla kilolu ve obez grubun payı belirgin biçimde arttı. Başka bir ifadeyle, Türkiye’de bel çevresi sessizce genişlerken risk de buna paralel olarak yükseldi.

Bugün tablo kabaca şunu ortaya koyuyor: Eskiden her 2 kişiden 1’i sağlıklı kilo aralığında yer alırken, günümüzde fazla kilolu ya da obez bireylerin oranı belirgin biçimde daha baskın hale gelmiş durumda. Özellikle kadınlarda obezite oranının daha yüksek seyretmesi ise meselenin yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal bir sağlık alarmı niteliği taşıdığını gösteriyor.

Sadece kiloya bakmak yeterli değil

Uzmanlar son yıllarda bir başka noktaya daha dikkat çekiyor: Sadece tartıdaki değer ya da beden kitle indeksi her şeyi tam olarak yansıtmayabiliyor. Çünkü asıl risk, yağın vücutta hangi bölgede biriktiğiyle de yakından ilişkili.

Özellikle karın bölgesinde biriken yağlanma; kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, yağlı karaciğer ve böbrek sorunları açısından daha yüksek riskli kabul ediliyor.

Bu yüzden artık bel çevresi, bel-boy oranı ve vücuttaki yağın dağılımı gibi kriterler giderek daha fazla önem kazanıyor. Bir kişi dışarıdan fazla kilolu görünmese bile, karın bölgesinde biriken yağ nedeniyle yüksek risk grubunda bulunabiliyor. Öte yandan yalnızca kilo değerine bakarak rahatlamak da yanıltıcı bir yaklaşım olabiliyor.

Uzmanların uyarısı bu nedenle oldukça net: Sağlık değerlendirmesinde yalnızca “kan değerlerim normal” ya da “çok şişman görünmüyorum” şeklinde düşünmek yeterli olmuyor.

Sorun sessiz şekilde ilerliyor

Fazla kilonun en riskli yönlerinden biri, uzun süre belirti vermeden ilerleyebilmesi. Pek çok kişide yıllar boyunca dikkat çeken bir şikayet ortaya çıkmayabiliyor. Ancak bu süreçte kalp daha fazla yük altında kalıyor, karaciğerde yağ birikimi başlıyor, böbrekler zorlanıyor ve damar yapısı giderek yıpranıyor.

Bu yüzden erken dönemde önlem almak büyük önem taşıyor. Uzmanlara göre metabolik bozukluklar başlamadan önce kilo kontrolü sağlamak, ileride ortaya çıkabilecek ciddi hastalıkların önüne geçmek açısından kritik. İş işten geçtikten sonra değil, henüz “bir şeyim yok” denilen dönemde harekete geçmek gerekiyor.

https://www.hurriyet.com.tr/aile/galeri-sisman-ama-saglikli-diye-bir-sey-yokmus-kalp-krizi-felc-karaciger-ve-cok-daha-fazlasina-sebep-oluyor-43136065/1

Haberin Girilen Tarihi ve Saati: 26/03/2026 20:13