Kuzey Pasifik Okyanusu havzasında yaklaşık 40 yıldır kaydedilen ve bilinen balina popülasyonlarının akustik normlarına uymayan 52 hertz frekansındaki ses dalgası, deniz biyolojisi ve okyanus bilimi uzmanları tarafından incelenmeye devam ediyor. İlk olarak 1989 yılında Woods Hole Okyanusbilim Enstitüsü araştırmacıları tarafından dijital ortama aktarılan bu benzersiz sinyal, yerleşik denizel iletişim modellerine yeni bir boyut kazandırdı. Yapılan son biyoakustik modellemeler, söz konusu akustik çağrının okyanus genelinde her mevsimde yalnızca tek bir kaynaktan yayıldığını ve bu canlının standart türlere kıyasla daha yüksek bir frekans perdesinde ses üretimi gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor.

Söz konusu akustik veri, Aralık 1992 döneminde Whidbey Adası’nda görev yapan teknik uzman Joe George tarafından, denizaltı takibi amacıyla yapılandırılan Ses Gözetleme Sistemi (SOSUS) vasıtasıyla yeniden raporlanmıştı. Savunma birimlerinin gizliliğini kaldırdığı geniş veritabanı kayıtları üzerinde yapılan titiz kronolojik incelemeler; literatürde “52 hertz” olarak sınıflandırılan bu canlının çıkardığı ses kalıplarının, diğer deniz memelileri tarafından algılanabildiğini ancak bu frekans seviyesine aynı akustik perdeden geri dönüş yapılamadığını gösteriyor.

Akustik İletişim Normları ve Frekans Farklılıkları

Derin deniz ekosistemindeki ses iletim dinamikleri ve canlı gruplarının iletişim frekansları şu teknik verilerle açıklanmaktadır:

  • Standart Frekans Aralıkları: Okyanus ekolojisinde mavi balinalar ile oluklu balinaların (fin balinaları) büyük bir bölümü, iletişim faaliyetlerini 10 ila 40 hertz arasındaki düşük frekans bantlarında yürütmektedir.
  • Akustik Algı ve Yanıt Modellemesi: Cornell Üniversitesi biyoakustik uzmanlarından Christopher Clark, incelenen sinyalin tipik bir mavi balina şarkısının yapısal özelliklerini taşıdığını belirtmektedir. Diğer balina türlerinin bu akustik dalgayı duyabilmesine rağmen, ses perdesindeki frekans uyuşmazlığı nedeniyle sisteme eş zamanlı yanıt veremedikleri tahmin edilmektedir. Sinyal kaynağına yönelik anatomik varyasyon teorileri araştırılsa da, çağrı kalıplarının geometrik tutarlılığı bu varsayımların tam olarak doğrulanmasını zorlaştırmaktadır.

Hibridizasyon Teorisi ve Derin Deniz Akustik Ağları

Araştırmacılar, okyanus havzasındaki bu tekil ses sinyalinin arkasında yatan biyolojik mekanizmaya ilişkin hibridizasyon olasılığını ön plana çıkarmaktadır:

  • Melez Tür Oluşumu: Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) bünyesinde çalışan deniz biyoloğu Aimee Lang, küresel okyanus koşullarının ve iklimsel parametrelerin değişmesiyle birlikte canlı popülasyonlarının coğrafi olarak izole olduğunu, bu durumun da mavi balina ve oluklu balina ortaklığından doğan melez türlerin oluşumunu tetikleyebileceğini ifade etmektedir.
  • Ses İletim Gücü: Okyanus yataklarında binlerce kilometre mesafe kat edebilen ve kaynak noktasında yüksek desibel seviyelerine (yaklaşık 188 desibel) ulaşan balina şarkıları, derin denizlerdeki iletişim ağlarının temelini oluşturmaktadır. Bilim heyeti, 40 yıldır kesintisiz olarak izlenen 52 hertzlik bu akustik şablonun arkasındaki genetik ve davranışsal kodları çözmek amacıyla telemetri ve hidrofon odaklı çalışmalarını sürdürmektedir.

https://www.sozcu.com.tr/40-yildir-okyanusta-yankilanan-sesin-nedeni-belli-oldu-p325389

Haberin girildiği tarih ve saat 05/06/2026 10:58