Cerrahi operasyonların ardından yaşanan uzun, ağrılı ve yıpratıcı hastane yatışları geçmişte kalıyor. ERAS (Enhanced Recovery After Surgery) yaklaşımı; operasyon öncesi organizmayı özel beslenme protokolleriyle destekleyip cerrahi travmayı baskılayan, ameliyat sonrasında ise hastayı vakit kaybetmeden besleyip hızla mobilize ederek vücudun biyolojik onarım mekanizmalarını tetileyen güncel bir tıp konseptidir.

Medipol Sağlık Grubu bünyesinde çalışmalarını sürdüren Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Prof. Dr. Serdar Epözdemir, modern tıp dünyasında çığır açan bu yenilikçi protokol ile postoperatif (ameliyat sonrası) toparlanma sürecinin ameliyat masasında değil, planlanan cerrahiden çok daha önceki evrelerde başladığını belirterek sistemin işleyişini anlattı.

Güncel cerrahi branşlarda uluslararası yeni altın standart olarak kabul gören ERAS protokolü, hastaların operasyon anksiyetesini ve cerrahi sonrasında ortaya çıkabilecek olası klinik komplikasyon risklerini minimize ediyor. ERAS yaklaşımı sayesinde ameliyat olan bireylerin hem fizyolojik açıdan çok daha hızlı rehabilite olduğunu hem de taburculuk takvimlerinin belirgin ölçüde kısaldığını vurgulayan Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Prof. Dr. Serdar Epözdemir, “Cerrahi müdahalelerin ardından hedeflenen başarılı iyileşmede her adım ameliyat öncesinde atılır; bu süreç bütünüyle multidisipliner bir ekip işidir” açıklamalarında bulundu.

Cerrahiden Çok Önce Başlayan Multidisipliner Hazırlık

Prof. Dr. Serdar Epözdemir, klinik tıp literatürüne giren ERAS yaklaşımının ilk olarak 1990’lı yıllarda Danimarkalı genel cerrahi uzmanı ve fizyopatolog Henrik Kehlet tarafından formüle edildiğini hatırlatarak, “Bu medikal protokol temelde cerrahi sonrasındaki iyileşme kalitesini merkeze alır; ancak operasyonel başarı bütünüyle ameliyat öncesi evrede şekillenir. Organizmayı cerrahi strese hazırlamak geniş çaplı bir takım çalışması gerektirir. Sürecin kusursuz işlemesi adına cerrah, anesteziolog, klinik hemşiresi, diyetisyen ve fizyoterapist kadrolarının senkronize bir biçimde hareket etmesi şarttır” ifadelerini kullandı.

Takım Çalışması ve Preoperatif Beslenme Optimizasyonu

ERAS uygulamasının omurgasını ameliyat öncesindeki (preoperatif) titiz hazırlık aşamalarının oluşturduğunun altını çizen Prof. Dr. Epözdemir, “Operasyon takvimi netleşen hastaların ameliyat öncesi beslenme şemaları özel olarak kurgulanır ve geleneksel uzun açlık süreleri hastanın lehine optimize edilir. Cerrahi öncesinde katı gıdalar için 6 saatlik, berrak sıvılar için ise 2 saatlik sınırlandırılmış bir açlık rejimi uygulanır. Modern tıp yaklaşımındaki bu esneklik, operasyon esnasında hem anestezi güvenliğini üst seviyeye taşır hem de dokuların cerrahi sonrasında çok daha hızlı onarılmasına zemin hazırlar” dedi.

İyileşmenin Her Aşamasında Bireyselleştirilmiş Bakım

Ameliyatın tamamlanmasının ardından hastaların servis odalarında son derece dinamik bir gözetim altında tutulduğunu belirten Prof. Dr. Epözdemir, “Cerrahi işlemden çıkan hastalarımız postoperatif bakım ünitelerinde yakından izlenir. Bu kritik evrede sorumlu hemşireler, fizyoterapistler ve beslenme uzmanları anlık verilere göre ortak bir mesai yürütür. Bireyin yaşı, mevcut kronik yandaş hastalıkları, ameliyatın ağırlığı ve metabolik toleransı göz önünde bulundurularak tamamen hastaya özgü, kişiselleştirilmiş bir klinik bakım haritası çıkarılır” şeklinde konuştu.

Hastayı Hızla ve Güvenli Koşullarda Taburcu Etme Hedefi

Uygulanan ERAS protokolünün yalnızca hastane koridorlarıyla sınırlı kalmayıp taburculuk sonrasındaki evreleri de kapsayan bütüncül bir sistem olduğunu ifade eden Prof. Dr. Epözdemir, “İyileşme süreci hastanın evine gitmesiyle son bulmaz. Hekim kadrosunun gerekli gördüğü senaryolarda hastalarımız taburculuk sonrasında da periyodik kontrollere davet edilir. Protokol kapsamında ortalama bir aylık zaman dilimi içerisinde hastanın cerrahi travmayı bütünüyle atlatarak tam iyileşme halini yakalamasını amaçlıyoruz” dedi. Prof. Dr. Epözdemir, klinik değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Cerrahi operasyonların ardından hedeflenen mutlak başarı; ameliyat öncesindeki eksiksiz hazırlık, cerrahi esnasındaki üst düzey cerrahi/anestezi hassasiyeti ve operasyon sonrasındaki klinik takibin kusursuz bir uyum içinde yürütülmesine bağlıdır. Medikal kadro olarak nihai gayemiz hastayı salt opere etmek değil; fizyolojik ve psikolojik açıdan zorlu geçen bu süreci kendisi adına en güvenli, en hızlı ve en konforlu koşullarda tamamlamasını sağlamaktır.”

https://www.internethaber.com/medipolden-cerrahi-sonrasina-cozum-ameliyat-sonrasi-agrili-surece-eras-nesteri-video-galerisi-2443371.htm

Haberin Girilen Tarihi ve Saati: 14/05/2026 19:11