Avrupa Obezite Araştırmaları Birliği (EASO) tarafından yürütülen geniş çaplı klinik meta-analizler, kilo verme sürecinin ardından yaşanan ‘yo-yo’ etkisini kırmak ve ulaşılan vücut kitle endeksini korumak için bireylerin günde ortalama 8 bin 500 adım atması gerektiğini kanıtlıyor. Yaklaşık 4 bin hastanın verilerinin incelendiği araştırma; istikrarlı fiziksel aktivite rejiminin, 2035 projeksiyonlarında yüzde 30’a ulaşması beklenen küresel obezite krizine karşı en kritik koruyucu bariyer olduğunu ortaya koyuyor.

Avrupa Obezite Araştırmaları Birliği (EASO) çatısı altında gerçekleştirilen yeni nesil analitik araştırmalar, günlük periyotta tavizsiz uygulanan spesifik bir adım hedefinin, diyet sonrası vücut ağırlığının geri alınmasını (relaps) engellemede en temel fizyolojik anahtar olduğunu ortaya koyuyor.
Söz konusu klinik rapora göre; kalori kısıtlaması (diyet) uygulayarak ideal vücut kitle endeksine ulaşan bireylerin, elde ettikleri metabolik sonuçları uzun vadede koruyabilmeleri ve yağ dokusu artışını kalıcı olarak durdurabilmeleri adına günlük rutinlerinde ortalama 8 bin 500 adımlık bir fiziksel aktivite eşiğini yakalamaları gerekiyor.
İtalya’da bulunan Modena Üniversitesi ile Reggio Emilia Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren ve araştırmanın başyazarlarından biri olan Dr. Marwan El Ghoch, konuya ilişkin yaptığı medikal değerlendirmede şu çarpıcı tabloyu aktarıyor: “Klinik verilere göre; agresif diyet programlarıyla başlangıçta ciddi kilo kaybı yaşayan aşırı kilolu veya obezite tanılı hastaların yaklaşık yüzde 80’i, takip eden üç ila beş yıllık periyot içerisinde verdikleri kiloların büyük bir kısmını veya tamamını geri alma (kilo koruma başarısızlığı) eğilimi gösteriyor. Tıp dünyasında bu kronik döngüyü kıracak ve hastaların ulaştıkları yeni ve sağlıklı kilolarını ömür boyu korumalarına olanak tanıyacak standart bir stratejinin belirlenmesi, muazzam bir klinik ve koruyucu değere sahiptir.”
Standart kilo verme ve rehabilitasyon programları esnasında hekimler tarafından hastalara en sık reçete edilen önerilerin başında günlük adım hacminin tırmandırılması gelse de; araştırmayı yürüten uzmanlar, bu fiziksel aktivitenin hücresel bazda “neden, günün hangi saatinde ve tam olarak kaç adım” olması gerektiği yönündeki bilimsel belirsizliğin bugüne dek sürdüğünü vurguluyor.
Epidemiyolojik Projeksiyon: Küresel Obezite Oranının 2035 Yılına Kadar Yüzde 30’a Ulaşması Bekleniyor
Bireylerin kalori açığı yaratırken ve kilolarını korumaya çalışırken günlük bazda tam olarak ne kadar mesafe katetmesi gerektiği konusunda uluslararası bir tıp konsensüsüne varmayı hedefleyen araştırmacı ekip, toplamda 4 bine yakın hastayı kapsayan sayısız randomize kontrollü klinik çalışmayı (RCT) derinlemesine analiz etti. Gerçekleştirilen bu kapsamlı meta-analiz; profesyonel diyet yönergeleri, artırılmış adım hedefleri ve giyilebilir teknolojiyle (pedometre) adım takibi gibi bütüncül yaşam tarzı değişikliği programlarına dahil edilen 1987 hasta ile, egzersiz entegrasyonu olmadan salt diyet uygulayan veya hiçbir medikal tedavi almayan 1771 hastanın uzun vadeli verilerini karşılaştırdı.
Klinik takip raporlarına göre; yaşam tarzına yürüyüşü entegre eden ilk gruptaki hastalar, aktif kilo verme fazının tamamlanmasıyla birlikte günlük adım ortalamalarını istikrarlı bir şekilde 8 bin 454 seviyesine sabitledi ve süreç sonunda vücut ağırlıklarında ortalama yüzde 4,39’luk (yaklaşık 4 kilogram) net ve kalıcı bir kayıp kaydetmeyi başardı.
Elde edilen verileri özetleyen Dr. El Ghoch, “Tıbbi protokoller gereği hastalar; aktif kilo verme fazında günlük adım hacimlerini kademeli olarak 8 bin 500 bandına tırmandırmaya ve çok daha önemlisi, ulaşılan kilonun korunduğu ‘bakım ve idame’ (maintenance) aşamasında da bu seviyedeki aerobik fiziksel aktiviteyi tavizsiz bir şekilde sürdürmeye teşvik edilmelidir” şeklinde net bir reçete sundu.
Öte yandan, Dünya Obezite Federasyonu tarafından yayımlanan güncel “Dünya Obezite Atlası” raporları, epidemiyolojik vaka artışlarının bu hızla devam etmesi halinde dünya genelindeki obezite prevalansının (yaygınlığının) 2035 yılına kadar yüzde 30 gibi son derece kritik bir eşiğe ulaşmasını öngördüklerini bildirdi.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Avrupa Bölge Ofisi, kıta genelinde yetişkin obezitesinde yaşanan bu dramatik tırmanışı 2025 yılına kadar en azından 2010 yılındaki istatistiki seviyelerde durdurmayı ve sabitlemeyi stratejik bir hedef olarak belirlemişti. Ancak açıklanan son resmi veriler, hiçbir Avrupa ülkesinin bu koruyucu sağlık hedefini tutturamadığını kanıtlarken; kıta genelindeki klinik obezite oranlarının 1975 yılından bu yana yüzde 138 gibi ürkütücü bir oranda artış gösterdiğini ve sistemik bir halk sağlığı krizine dönüştüğünü tescilledi.
Haberin Girilen Tarihi ve Saati: 10/05/2026 20:43
