Küresel iklim dinamiklerindeki değişimler, deniz seviyeleri üzerinde kalıcı etkiler bırakmaya devam ediyor. Uzmanlar, Türkiye’nin kıyı bölgelerinde önümüzdeki on yıllarda beklenen seviye değişimlerine karşı stratejik hazırlık yapılması gerektiğini vurguluyor.

İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, deniz seviyesindeki yükselmenin Türkiye kıyıları üzerindeki olası projeksiyonlarını paylaştı. Süreci “yavaş ama kalıcı” olarak tanımlayan Kadıoğlu, bu durumun sadece bir su yükselmesi değil; kıyı erozyonu, yer altı sularının nitelik değiştirmesi ve kıyı ekosistemlerinin dönüşümü gibi çok boyutlu etkileri olacağını ifade etti.
2050 ve 2100 Yılı Projeksiyonları
Bilimsel modellemelere göre, deniz seviyelerindeki hareketliliğin 2050 yılına kadar yaklaşık 30 ila 50 santimetre arasında bir artış göstermesi bekleniyor. Yüzyılın sonuna gelindiğinde ise, küresel emisyon senaryolarına bağlı olarak bu yükselişin 1 metreyi aşabileceği öngörülüyor. Uzmanlar, bu artışın özellikle düşük rakımlı sahil şeritleri ve geniş delta ovaları üzerinde baskı oluşturabileceğine dikkat çekiyor.
Bölgesel Risk Analizi ve Kritik Alanlar
Prof. Dr. Kadıoğlu’nun değerlendirmelerine göre, Türkiye’nin farklı coğrafi bölgelerinde dikkatle izlenmesi gereken alanlar şu şekilde öne çıkıyor:
Marmara Hattında Kentsel Etkiler: İstanbul’un kıyı şeridi, özellikle Haliç ve çevresi ile Kocaeli ve Yalova hattındaki yerleşim yerlerinin, deniz seviyesindeki değişimden etkilenebilecek hassas noktalar arasında yer aldığı belirtiliyor. Bu bölgelerde altyapı sistemlerinin yeni seviye öngörülerine göre modernize edilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Ege ve Karadeniz’de Delta Dinamikleri: İzmir Körfezi ve Gediz Deltası, Ege Bölgesi’nin en hassas alanları olarak nitelendirilirken; Karadeniz’de ise Çarşamba ve Bafra gibi geniş alüvyal ovaların, su seviyesi dengesizliklerinden etkilenebileceği ifade ediliyor.
Akdeniz’de Tarımsal Sürdürülebilirlik: Çukurova (Adana-Mersin) ve İskenderun Körfezi gibi kritik tarım merkezlerinde, deniz suyunun iç kesimlere doğru baskı yapmasıyla toprak yapısında değişimler gözlemlenebilir. Antalya kıyı hattında ise turizm ve yerleşim alanlarının uzun vadeli planlamalara dahil edilmesi öneriliyor.
Stratejik Önem: Kademeli ve Planlı Dönüşüm
Haberin odak noktasını oluşturan bilimsel verilere göre, bu süreç ani bir doğa olayından ziyade zamana yayılan bir yapı arz ediyor. Prof. Dr. Kadıoğlu, kıyı şeritlerinde yaşanacak bu değişimin, şehir plancılığı ve tarım politikalarıyla entegre bir şekilde yönetilmesi durumunda olası olumsuzlukların minimize edilebileceğini hatırlatıyor. Uzun vadeli bu çevresel tablonun, sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda bir “uyum süreci” olarak ele alınması gerektiği belirtiliyor.
https://www.sozcu.com.tr/turkiye-deki-bu-iller-sular-altinda-kalacak-p315341
Haberin girildiği tarih ve saat 29/04/2026 18:36
