Türkiye’nin geleneksel olarak en yüksek yağış ortalamasına sahip bölgesi olan Karadeniz, iklimsel bir kırılma noktasına yaklaşıyor. Yeni yayımlanan akademik çalışmalar ve 2025 yılı verileri, bölgenin alışılagelmiş serin ve nemli kimliğinin, yerini aşırı sıcaklık ve mevsimsel kuraklık döngüsüne bıraktığını ortaya koyuyor.

Yüzyıl Sonunda Radikal Değişim Kapıda
Kastamonu Üniversitesi’nden bilim insanlarının yürüttüğü iklim modelleme çalışmalarına göre, mevcut atmosferik salınım senaryolarının devam etmesi durumunda Batı Karadeniz’i çarpıcı bir tablo bekliyor. 2100 yılına gelindiğinde;
- Bölge topraklarının %41’inin “kurak”, %57’sinin ise “yarı kurak” sınıfına dahil olacağı öngörülüyor.
- Halen 8-10°C bandında seyreden yıllık ortalama sıcaklıkların, yüzyıl sonunda iki katına çıkarak 20-22°C seviyelerine ulaşması bekleniyor.
- Bu sıcaklık artışının, Karadeniz ormanlarındaki yangın riskini bugünkü Akdeniz standartlarına taşıyacağı belirtiliyor.
Yağış İstatistiklerinde 61 Yılın En Düşük Seviyesi
2025 su yılı, Türkiye genelinde son yarım yüzyılın en kurak dönemi olarak kayıtlara geçti. Yağış miktarının normalin %27,6 altında kalarak son 61 yılın en düşük seviyesine inmesi, Batı Karadeniz’deki ekosistemi de doğrudan etkiledi. Yedigöller ve çevresinde nem seven bitki türlerinin azalarak yerini kuraklığa dayanıklı türlere bıraktığı gözlemlenirken; Bartın, Sinop ve Bozkurt gibi bölgelerde yağışların istatistiksel olarak azalma eğilimine girdiği kanıtlandı.
Ekonomik ve Sosyo-Kültürel Yapı Tehdit Altında
Bölgenin ekonomik temelini oluşturan üretim faaliyetleri, iklimsel değişim nedeniyle büyük bir baskı yaşıyor. Mali dengeleri ve yerel kalkınmayı doğrudan etkileyen bu değişim, şu sonuçları doğuruyor:
- Tarımsal Kaymalar: Fındık üretimi, artan sıcaklıklar nedeniyle sahil kuşağından daha yüksek rakımlara taşınmaya başladı. Su ihtiyacının karşılanamaması, verim ve kalite kayıplarına yol açarken üreticileri ek maliyet gerektiren sulama yöntemlerine zorluyor.
- İstilacı Türler ve Hastalıklar: Sıcaklık artışı, bölgeye yabancı olan “kahverengi kokarca” gibi zararlıların yayılımını hızlandırarak kestane ve fındık bahçelerinde %80’e varan kayıplara neden oluyor.
- Enerji ve Su Yönetimi: Akarsu rejimlerindeki düzensizlik, hidroelektrik üretiminde dalgalanmalara ve kentsel su yönetiminde zorluklara zemin hazırlıyor.
“Yüzeyde Sel, Yeraltında Kuraklık” Paradoksu
İklim krizinin bölgedeki en karmaşık etkisi ise atmosferik kararsızlık olarak tanımlanıyor. Deniz suyu sıcaklıklarındaki artış buharlaşmayı tetikleyerek şiddetli ve ani yağışlara neden oluyor. Ancak bu sular, toprak tarafından süzülemeden hızla akışa geçtiği için yüzeyde yıkıcı taşkınlar oluştururken, yeraltı su kaynaklarını besleyemiyor. Bu durum, bölgeyi aynı anda hem sel hem de su kıtlığı riskiyle karşı karşıya bırakıyor.
Uzmanlar, dönemsel yağışların oluşturduğu “geçici iyileşme” tablosunun yanıltıcı olmaması gerektiğini vurguluyor. Karadeniz’in geleceği için bütüncül bir su yönetim stratejisinin ve iklim dostu üretim modellerinin hayata geçirilmesinin hayati önem taşıdığı ifade ediliyor.
Haberin girildiği tarih ve saat 11/04/2026 14:15
