İZMİR – Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı 9 meslek odasının katılımıyla gerçekleştirilen “Su: Kaynak, Yönetim, Gelecek” panelinin sonuç bildirgesi kamuoyuyla paylaşıldı. Bildirgede, doğal kaynakların sürdürülebilirliği noktasında yaşanan küresel zorluklara dikkat çekilerek, su yönetiminde “Bütünleşik Havza Modeli”ne geçilmesinin hayati önem taşıdığı ifade edildi.

Küresel Veriler ve Sosyal Adalet

Birleşmiş Milletler’in (BM) bu yılki “Dünya Su Günü” temasını toplumsal eşitlik ve erişilebilirlik üzerine kurduğuna değinilen bildirgede, uluslararası verilere yer verildi. Dünya genelinde önemli bir kesimin güvenli içme suyuna erişimde güçlük yaşadığı belirtilirken, su temini süreçlerinde yaşanan zaman kaybının ve karar alma mekanizmalarındaki temsil eksikliğinin, sosyal dengeler üzerindeki etkileri vurgulandı.

Su Kaynaklarında Mevsimsel Değişim ve Kentleşme Etkisi

Türkiye genelindeki nüfus hareketliliği ve büyük metropollerdeki plansız büyümenin su kaynakları üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi. Özellikle son on yılda yağış rejiminde gözlenen değişimlerin, 2025 yılı itibarıyla su rezervlerinde belirgin bir azalmaya yol açtığı ifade edildi. Metropollerdeki ana barajlarda su seviyelerinin kritik seviyelere gerilemesiyle birlikte, ihtiyacın karşılanması adına yeraltı su kaynaklarına ve ek sondaj çalışmalarına yönelindiği hatırlatıldı.

Çözüm Önerileri ve Stratejik Adımlar

Bildirgede, su kaynaklarının korunması ve krizlerin yönetilmesi adına şu somut öneriler ön plana çıkarıldı:

  • Doğal Alanların Korunması: Orman varlığının korunmasının, doğrudan su güvenliği ve bölgesel refah ile ilişkili olduğu belirtildi. Bitki örtüsü kaybının; taşkın ve erozyon riskini artırdığına dikkat çekilerek, kentsel planlamanın bu dengeleri gözetmesi gerektiği ifade edildi.
  • Altyapı ve Teknoloji: Arıtılmış atık suların yeniden kullanımı için yasal ve fiziki altyapının güçlendirilmesi, kayıp-kaçak oranlarının minimize edilmesi ve “yağmur suyu hasadı” gibi çevreci çözümlerin yaygınlaştırılması gerektiği vurgulandı.
  • Bilimsel Yönetim: Yeraltı sularının yönetimi için uzmanlaşmış birimlerin ivedilikle yapılandırılması; yeni kaynak tespitlerinde jeolojik ve jeofizik yöntemlerin esas alınması önerildi.
  • Sektörel Disiplin: Tarımda geleneksel yöntemlerden modern, tasarruflu sulama sistemlerine geçilmesinin zorunluluk olduğu, endüstride ise suyun geri kazanımı ve optimizasyonu üzerine kurulu modellerin benimsenmesi gerektiği kaydedildi.

“Dere Yatakları Kentsel Omurgadır”

Panel sonuç bildirgesinin kapanış bölümünde, dere yataklarının sadece birer altyapı kanalı olarak değil, ekolojik sürekliliği sağlayan kentsel omurgalar olarak görülmesi gerektiği hatırlatıldı. Meslek odaları, su güvenliğinin sağlanmasının yalnızca iklimsel verilere değil, bilimsel temelli bir yönetim anlayışına bağlı olduğunu bir kez daha yineledi.

https://www.evrensel.net/haber/5978410/meslek-odalarindan-su-bildirgesi-orman-kaybi-dogrudan-su-kitligi-ve-ekonomik-kriz-ile-esdegerdir

Haberin girildiği tarih ve saat 06/04/2026 21:58