Uzak Doğu’nun yükselen mimari projelerinden biri olan Regent International, barındırdığı nüfus ve sunduğu imkânlarla geleneksel konut anlayışını temelden sarsıyor. Yaklaşık 20 bin kişinin aynı çatı altında yaşadığı bu devasa yapı, modern şehircilik literatüründe artık “dikey kasaba” olarak nitelendiriliyor.

Lüks Otel Konseptinden Dev Bir Ekosisteme
Başlangıçta yüksek segmentli bir otel olarak planlanan proje, stratejik bir kararla binlerce daireden oluşan devasa bir konut kompleksine dönüştürüldü. Ünlü tasarımcıların imzasını taşıyan ve 206 metre yüksekliğe ulaşan S-formundaki bina, estetik görüntüsünün ötesinde sunduğu yaşam alanıyla dikkat çekiyor.
Kendi Kendine Yeten Bir “Bina içi Toplum”
2013 yılında kapılarını açan ve 260 bin metrekarelik bir alana yayılan kompleks, dış dünyaya ihtiyaç duymadan yaşanabilecek tam teşekküllü bir ekosistem sunuyor. On binlerce sakinin günlük ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için bina içerisinde şu donatılar yer alıyor:
- Geniş kapasiteli restoranlar ve yemek katları,
- Profesyonel spor merkezleri ve yüzme havuzları,
- Kişisel bakım merkezleri, süpermarketler ve çalışma alanları.
Küçük Bir Kasaba Nüfusuna Eşdeğer Trafik
Son dönemde dijital platformlarda milyonlarca izlenmeye ulaşan görüntüler, binadaki insan trafiğinin boyutlarını gözler önüne serdi. Yapılan hesaplamalara göre, binada aynı anda yaşayan insan sayısı dünyanın pek çok küçük kasabasının toplam nüfusunu geride bırakıyor.
Uzmanlar, bu tür “dikey şehir” modellerinin geleceğin metropolleşme sorunlarına bir çözüm mü yoksa sosyal bir izolasyon biçimi mi olduğu konusundaki tartışmalarını sürdürüyor.
https://www.sozcu.com.tr/bu-apartmanda-20-bin-kisi-yasiyor-p305911
Haberin girildiği tarih ve saat 30/03/2026 20:46
