Kanser, artık yalnızca ileri yaşlarla ilişkilendirilen bir hastalık olmaktan çıkarak genç nüfusu da etkileyen önemli bir toplumsal sorun haline geliyor. Araştırmalar, işlenmiş gıda tüketimindeki artış, hareketsiz yaşam tarzı, obezite ve değişen beslenme alışkanlıkları gibi faktörlerin genç bireyleri daha savunmasız hale getirdiğini ortaya koyuyor. Özellikle 15-39 yaş aralığındaki gençler ve genç erişkinlerde kolorektal, meme, tiroid, lenfoma, melanom ve testis kanserlerinde dikkat çekici bir artış gözlemleniyor.

Genç yaş grubunda görülen kanserlerde en önemli risklerden birinin, tümör hücrelerinin ilk oluştuğu odaktan ayrılarak merkezi sinir sistemine yayılması olduğu belirtiliyor. Bu sürecin özellikle hayati organları etkileyerek hastalığın seyrini ağırlaştırabildiğine dikkat çekiliyor.

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Beyin ve omurga, bu metastazların en kritik hedef bölgeleri arasında yer alıyor. Beyin metastazı; şiddetli baş ağrısı, ani görme kayıpları, denge bozuklukları ve nöbet gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Erken fark edilmediğinde hastanın yaşam kalitesi ve bilişsel fonksiyonları ciddi şekilde etkilenebilir” ifadelerini kullandı.

Tek bir nedene bağlamak mümkün değil

Gençler ve genç erişkinlerde görülen kanser vakalarındaki bu artışın tek bir nedene bağlanamayacağını belirten Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Modern yaşamın beraberinde getirdiği yaşam tarzı değişiklikleri ve beslenme alışkanlıklarındaki dönüşüm başlıca etkenler arasında yer alıyor. Bunun yanında çevresel maruziyetler de hastalık riskini artırıyor. Gençlerde gözlenen bu artışta tıptaki teknolojik gelişmeler de önemli bir rol oynuyor. Erken tanı yöntemlerindeki ilerlemeler sayesinde vakalar artık çok daha hızlı şekilde tespit edilebiliyor” dedi.

“Gençlere bir şey olmaz” algısı tanıyı geciktiriyor

Gençlerde kanser vakalarındaki artışta en önemli sorunlardan birinin belirtilerin çoğu zaman dikkate alınmaması olduğunu ifade eden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Gençlerin dinamik yapısı, ciddi bulguların basit yorgunluk ya da geçici rahatsızlıklarla karıştırılmasına yol açarak tanı sürecini geciktiriyor. Oysa vücudun verdiği sinyallerin gençlik enerjisiyle bastırılması, hastalığın yayılması için zemin hazırlıyor. Gençlerin kendi bedenlerindeki değişimleri fark etme konusundaki bilinç düzeyi, tedavi başarısını doğrudan belirliyor” dedi.

Gençlerde kanserin yayılım gösterebildiği bölgeler arasında omurganın kritik bir rol üstlendiğini vurgulayan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Merkezi sinir sistemi tutulumu kapsamında omurga metastazları, düşünüldüğünden daha sık karşımıza çıkıyor. Bu nedenle gençlerde ortaya çıkan, dinlenmekle azalmayan ve ağrı kesicilere yanıt vermeyen şiddetli sırt, bel ya da boyun ağrıları mutlaka ciddiyetle değerlendirilmeli” ifadelerini kullandı.

KANSERE KARŞI VERİLEN MÜCADELE SADECE TIBBİ BOYUTTA KALMIYOR

Genç yaş grubundaki hastalar açısından kanserin yalnızca bir sağlık sorunu olmadığını, yaşamın en aktif döneminde karşılaşılan zorlu bir süreç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Gençler ve genç erişkinler, eğitim ve kariyer planlarının sekteye uğraması, ağır psikolojik yükler ve uzun süreli tedaviye bağlı yan etkilerle karşı karşıya kalıyor. Hastalık sonrasında ise sosyal yaşama yeniden uyum sağlamak ve iş hayatına geri dönmek, en az tıbbi tedavi kadar büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

Gençlerde artış gösteren kanser vakalarının bireysel bir durumdan öte toplumsal bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Göçmen, “Yaşa uygun tarama programlarının oluşturulması, psikososyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi ve sağlık hizmetlerine eşit erişimin sağlanması bu tablonun değişmesi açısından kritik rol oynuyor. Genç yaşta görülen kanserler sanıldığı kadar nadir değil. Erken farkındalık, doğru tanı ve kişiye özel tedavi yöntemleriyle bu süreci gençlerin lehine çevirmek mümkün” dedi.

https://www.haberturk.com/kanser-yas-tanimiyor-3873345

Haberin Girilen Tarihi ve Saati: 30/03/2026 20:56