ÇANAKKALE — Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın plastik çatal, bıçak ve tabak gibi ürünlere 2026 itibarıyla getirmeyi planladığı yasak, çevre çevrelerinde “yetersiz” olduğu gerekçesiyle tartışma yarattı. Uzmanlar, kapıdaki yasağın sadece satışla sınırlı kalmasını eleştirirken, asıl sorunun üretimin kısıtlanmaması ve devam eden atık ithalatı olduğunu savunuyor.

“Satışı Yasaklamak Yetmez, Üretim Bantları Durmalı”
Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Araştırmacısı Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, hazırlanan yönetmelik taslağının kapsamını “dar ve etkisiz” olarak nitelendirdi. Gündoğdu’ya göre, denizlerdeki mikroplastik yükünün asıl sorumlusu olan pipetli tetra pak ambalajlar, ince streç filmler ve küçük hacimli pet şişeler kapsam dışı bırakılmış durumda.
Yasağın sadece “piyasaya arz” yani satış aşamasında kalmasını eleştiren Gündoğdu, “Üretim devam ettiği sürece, bu dar kapsamlı liste çevresel yükü hafifletmekte tek başına yetersiz kalacaktır,” uyarısında bulundu.
Atık İthalatı Çıkmazı: “Kendi Çöpümüzü Yasaklarken Başkasınınkini Alıyoruz”
Haberin en çarpıcı noktası ise Türkiye’nin bir yandan yerel kısıtlamalara giderken diğer yandan Avrupa’nın en büyük plastik atık varış noktası olmaya devam etmesi. Plastik atık ithalatının “hammadde ticareti” maskesi altında yapıldığını savunan uzmanlar, ithal edilen atıkların yaklaşık yarısının geri dönüştürülemediğini ve doğaya sızdığını belirtiyor.
Gerçek bir döngüsel ekonominin sadece yasaklarla değil; atık ithalatının sonlandırılması, plastik üretimine verilen desteklerin kesilmesi ve genel üretimin kademeli olarak azaltılmasıyla mümkün olacağı vurgulanıyor.
“Tavsiye Değil, Zorunluluk Şart”
Yönetmelikte otel ve restoranlar için getirilen “azaltma” stratejilerinin mevcut haliyle sadece birer “temenni” niteliğinde kaldığı ifade ediliyor. Uzmanlar, 2026 yılından itibaren turizm ve gıda sektöründe (HOREKA) yeniden kullanılabilir sistemlere geçiş için %25’ten başlayıp %100’e varan somut ve ölçülebilir hedeflerin koyulması gerektiğini savunuyor.
Sorumluluk Üreticide, Denetim Veride
Taslaktaki en büyük boşluklardan biri de “Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu”nun sadece bilgilendirme düzeyinde kalması. Prof. Dr. Gündoğdu, atık temizleme maliyetlerinin belediyelerin veya vatandaşın sırtına yüklenmemesi gerektiğini belirterek, “Plastiği üreten, atığı da üretendir. Üreticiler bu kirliliğin temizlik maliyetini doğrudan üstlenmelidir,” dedi. Ayrıca, üretim ve geri dönüşüm verilerinin şeffaf bir dijital altyapıyla takip edilmediği bir sistemde piyasa denetiminin imkansız olduğu hatırlatıldı.
Haberin girildiği tarih ve saat 23/03/2026 14:39
