Yeni bir akademik çalışma, Amerika Birleşik Devletleri’nde dünya geleceğine yönelik karamsar beklentilerin marjinal bir görüş olmaktan çıkıp genel kabul gören bir inanç haline geldiğini ortaya koydu.

VANCOUVER – British Columbia Üniversitesi ve California Üniversitesi (Irvine) araştırmacıları tarafından yürütülen kapsamlı bir çalışma, toplumun önemli bir kesiminin küresel bir sonun kendi yaşam süreleri içinde gerçekleşeceğine inandığını gösterdi. Veriler, bu düşünce yapısının bireylerin küresel krizlere verdiği tepkileri de doğrudan şekillendirdiğini kanıtlıyor.
Her Üç Kişiden Biri Benzer Görüşte
Araştırma sonuçlarına göre, ABD toplumunun yaklaşık %29 ile %39’u arasındaki bir kesim, dünyanın mevcut formunun yakın gelecekte büyük bir değişimle sona ereceğine inanıyor. Uzmanlar, bu oranların konunun artık sadece belirli küçük gruplarla sınırlı kalmadığını, ana akım bir düşünce yapısına dönüştüğünü vurguluyor.
Tek Bir “Son” Yok: Farklı Motivasyonlar, Ortak Kaygılar
Çalışmayı yürüten akademisyenler, bu inancı tek bir nedene bağlamak yerine çok boyutlu bir ölçek geliştirdi. Bu kapsamda;
- Çevresel Faktörler: İklim değişikliğinin geri dönülemez noktaya ulaştığını düşünen aktivistler,
- Teknolojik Kaygılar: Kontrolsüz yapay zekâ gelişiminin insanlık için risk oluşturduğuna inanan teknoloji çalışanları,
- İnanç Temelli Yaklaşımlar: Geleneksel öğretiler gereği bir dönemin kapanışını bekleyen bireyler, aynı istatistiksel havuzda buluşuyor.
Risk Algısı ve Karar Alma Süreçleri
Araştırma, bu inançların insanların güncel tehditlere yaklaşımını nasıl değiştirdiğini de gözler önüne seriyor.
Dünyanın sonunun insan faaliyetleri (küresel güvenlik riskleri, teknolojik krizler veya ekolojik yıkım) nedeniyle geleceğine inananlar, bu risklere karşı acil ve radikal önlemler alınmasını destekliyor. Öte yandan, süreci doğaüstü veya kaçınılmaz bir kader olarak görenlerin, çözüm odaklı toplumsal politikalara katılım eğiliminin daha düşük olduğu gözlemleniyor.
“Geleceğe Yönelik Genel Güvensizlik”
Çalışmanın başyazarı Matthew Billet, bu tablonun Kuzey Amerika genelinde “şaşırtıcı derecede yaygın” olduğunu ifade etti. Uzmanlar, dini söylemlerden iklim kaygısına kadar pek çok alanda kendini gösteren bu eğilimin, özellikle küresel belirsizliklerin arttığı dönemlerde toplumsal ve politik karar alma mekanizmalarını derinden etkileyebileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Haberin girildiği tarih ve saat 18/03/2026 14:35
